Uzun zaman oldu
buralara yazmayalı. Oysa ne kelimeler birikti yüreğimde. Ne acılar,
mutluluklar, göz yaşları ve kahkahalar anılarda yerini aldı.
Havalar ısındı. Gönül nefes almaya başladı. Eee nasıl
gidiyor aşk meşk işleri soruları çoğaldı. Düğün mevsimi geldi çattı derken.
İçim şimdiden karardı. Baharla birlikte eğer eski yazlar gibi geleceksen aman
hiç gelme demeye başladım bile.
Oysa geçen yıl bu zamanlar her şeyin değiştiğine inancım
tamdı. Bir tanem diye kendimi avuttuğum, sarıldığım, kitap okuduğum, piknikler
yaptığım, tatile gittiğim iyi bir adamım da vardı. Oh sorulardan kurtulmuştum.
Çok geçmedi ki yalanlarla yarattığım o fanustan çıkmak istedim. Kaçtım
hem de arkama bakmadan. Anladım ki ben çok aşk insanı değilim. Acı insanıyım.
Kendime dert edecek her şeyi daha çok seviyorum. Gözyaşı daha kolayıma geliyor.
Bir de doyasıya atılan kahkahalar. Ortası yok.
Evde beklemeleri, gelmeyeceğini bile bile umut etmeleri,
düşleri, canı yandığından hissetmeleri, huzursuzluğunda nefes daralmalarını.
Neyiz, kimiz, napıyoruz demeden yaşamaları. Daha neleri neleri. Sevmek
demeyelim de vazgeçememek diyelim buna.
Oysa bende bir çoğu gibi beyaz atlı prensimi beklemek ve
sonunda o ata binip gitmek istemiştim. Ama sanırım hayat dur daha derslerin var
alınacak dememişti o zamanlar ve ben hayatta tercihlerimin bedelini ödemeye
daha başlamamıştım.
Hikaye ise şimdi başlıyor...
....
Bende birçokları gibi hikayemi en mutsuz zamanımda yazmaya
başladım. Şiddetli baş ağrısının yanında, üst üste içtiğim ilaçlardan
zehirlendiğim, mide bulantısının bile boşluğu dolduramadığı günlerden biriydi o
gün.
Oysa yaşadığı acılardan daha büyük bir acı olmadığını
düşünen genç kadınlardan sadece biri olduğumu biliyordum. Aman ha
okuyacaklarınızı sadece aşk acısı çeken saçmalıklardan oluştuğunu düşünmeyin.
Ama çok da büyük umutlar bağlamayın bana. Sadece “kendini sev” masallarından
sıkılıp, kendimle yüzleşip savaşmak için yazıyordum bu satırları. Belki de
amacım size yeni bir yol göstermekti ama henüz bundan emin değildim, inandığım
o ruhsal güç yaz dedi ve ben de yazmaya başladım. Tıpkı şimdi olduğu gibi.
Hayatta hiçbir zaman tam olarak benim olmayan, birbirine
kenetlenmiş iki farklı beden olduğumuza inandığımdan beri kavga etmeyi kestiğim
adam gelecek diye iki gündür her yolu deniyordum, evden çıkmadan beklemenin
sinir harbi de cabası. Ha o geldi mi diye soracak olursanız. Gelmedi. Sanırım
bu gece de gelmeyecek. Yaklaşık 6 senedir onu beklediğimi düşünürseniz çok da
koymadığını düşünebilirsiniz. O kadar kolay olmuyor maalesef. Ben hep bekledim,
o bazen geldi bazen gelmedi. Başkalarına gittiği de oldu. Başka kollarda umudu
aradığı günlerde bile beklediğim de. Gurursuz muyum diye düşündüm ama aşkta
benim kadar güçlü bir kadın da en zayıf halini alabiliyor. Aşktan mı vazgeçmeli
acıdan mı bilemediği günleri de. O yüzden yargılamayın beni. Salak demeyin
lütfen. Ben ilk defa çok sevdim., o benim kahramanım oldu. Hep kahramanlar iyi
olacak değil ya, O da öyle biri işte.
Mutsuzluğumun sebebinin O olduğunu düşünmeyin. O artık
alıştığım arada kanayan bir yara benim için. Ben kanattığım için kanıyor
sadece, ben de az değilim yarayı kaşıyorum. Git desem gider biliyorum. Ama işte
kaç kere git dedim bilseniz inanamazsınız.Sonrası mı? Bekledim. O yarayı
kaşıdım, başka insanlarla avundum. Bütün değerlerimi tükettim, sırf
geri dönmemek için ama olmadı. O yüzden sanırım uzun zamandır ilaç kullananlar
kadar sakinim bu aralar. Düşünemiyorum. Hissedemiyorum. Hatta ağlayamıyorum.
Belki de yorgunum. Umutsuz. Ama mutsuz değilim. Yaşadıklarımın ve tercihlerimin
tek sorumlusu ben olduğumu bildiğimden belki daha sıkı sarıldım bu ara her
şeye. Ölümden başka çare bulunamayacak derdin olduğunu anladım.
Özlemlerimi çığ gibi büyüttüm. Annem yerine adımı sarmaşık koydum. Dostumu,
düşmanımı, sevdiklerimi, herkesi ama önce kendimi yeniden konumlandırdım
hayatta. Bu bir uzun bir zamanımı aldı. anlattığım hikayede noktayı koydu. Ben
onun virgül olmasını isterdim oysa.
...
Tüm bu zırvalıkları neden mi anlatıyorum. Bu kız nerelerde
diyenler buradayım ama bambaşka biri olarak buradayım demek için.
Neler yaptığıma gelince dernek, proje, kitap işleri derken
yuvarlanıp gidiyorum. Aramak isteyenler numaramı biliyorsunuz arayın ama kendi
kendinize beni dert etmeyin. İyiyim ben:)
Bu arada bugün harika bir söz okudum. "Sanki
ayaklarınla yeryüzünü öpüyormuşçasına yürü." diye. Doğru ben bu ara
yürümek değil koşmak istiyorum haberiniz olsun:)
Tüm koşmak isteyenlere sevgiler...