27 Nisan 2015 Pazartesi

Aşktan mı Vazgeçmeli Yoksa Acıdan mı?

Uzun zaman oldu buralara yazmayalı. Oysa ne kelimeler birikti yüreğimde. Ne acılar, mutluluklar, göz yaşları ve kahkahalar anılarda yerini aldı.

Havalar ısındı. Gönül nefes almaya başladı. Eee nasıl gidiyor aşk meşk işleri soruları çoğaldı. Düğün mevsimi geldi çattı derken. İçim şimdiden karardı. Baharla birlikte eğer eski yazlar gibi geleceksen aman hiç gelme demeye başladım bile.

Oysa geçen yıl bu zamanlar her şeyin değiştiğine inancım tamdı. Bir tanem diye kendimi avuttuğum, sarıldığım, kitap okuduğum, piknikler yaptığım, tatile gittiğim iyi bir adamım da vardı. Oh sorulardan kurtulmuştum.  Çok geçmedi ki yalanlarla yarattığım o fanustan çıkmak istedim. Kaçtım hem de arkama bakmadan. Anladım ki ben çok aşk insanı değilim. Acı insanıyım. Kendime dert edecek her şeyi daha çok seviyorum. Gözyaşı daha kolayıma geliyor. Bir de doyasıya atılan kahkahalar. Ortası yok.

Evde beklemeleri, gelmeyeceğini bile bile umut etmeleri, düşleri, canı yandığından hissetmeleri, huzursuzluğunda nefes daralmalarını. Neyiz, kimiz, napıyoruz demeden yaşamaları. Daha neleri neleri. Sevmek demeyelim de vazgeçememek diyelim buna.

Oysa bende bir çoğu gibi beyaz atlı prensimi beklemek ve sonunda o ata binip gitmek istemiştim. Ama sanırım hayat dur daha derslerin var alınacak dememişti o zamanlar ve ben hayatta tercihlerimin bedelini ödemeye daha başlamamıştım.
Hikaye ise şimdi başlıyor...
....
Bende birçokları gibi hikayemi en mutsuz zamanımda yazmaya başladım. Şiddetli baş ağrısının yanında, üst üste içtiğim ilaçlardan zehirlendiğim, mide bulantısının bile boşluğu dolduramadığı günlerden biriydi o gün.
 Oysa yaşadığı acılardan daha büyük bir acı olmadığını düşünen genç kadınlardan sadece biri olduğumu biliyordum. Aman ha okuyacaklarınızı sadece aşk acısı çeken saçmalıklardan oluştuğunu düşünmeyin. Ama çok da büyük umutlar bağlamayın bana. Sadece “kendini sev” masallarından sıkılıp, kendimle yüzleşip savaşmak için yazıyordum bu satırları. Belki de amacım size yeni bir yol göstermekti ama henüz bundan emin değildim, inandığım o ruhsal güç yaz dedi ve ben de yazmaya başladım. Tıpkı şimdi olduğu gibi.

Hayatta hiçbir zaman tam olarak benim olmayan, birbirine kenetlenmiş iki farklı beden olduğumuza inandığımdan beri kavga etmeyi kestiğim adam gelecek diye iki gündür her yolu deniyordum, evden çıkmadan beklemenin sinir harbi de cabası. Ha o geldi mi diye soracak olursanız. Gelmedi. Sanırım bu gece de gelmeyecek. Yaklaşık 6 senedir onu beklediğimi düşünürseniz çok da koymadığını düşünebilirsiniz. O kadar kolay olmuyor maalesef. Ben hep bekledim, o bazen geldi bazen gelmedi. Başkalarına gittiği de oldu. Başka kollarda umudu aradığı günlerde bile beklediğim de. Gurursuz muyum diye düşündüm ama aşkta benim kadar güçlü bir kadın da en zayıf halini alabiliyor. Aşktan mı vazgeçmeli acıdan mı bilemediği günleri de. O yüzden yargılamayın beni. Salak demeyin lütfen. Ben ilk defa çok sevdim., o benim kahramanım oldu. Hep kahramanlar iyi olacak değil ya,  O da öyle biri işte.
Mutsuzluğumun sebebinin O olduğunu düşünmeyin. O artık alıştığım arada kanayan bir yara benim için. Ben kanattığım için kanıyor sadece, ben de az değilim yarayı kaşıyorum. Git desem gider biliyorum. Ama işte kaç kere git dedim bilseniz inanamazsınız.Sonrası mı? Bekledim. O yarayı kaşıdım, başka insanlarla avundum.  Bütün değerlerimi tükettim, sırf geri dönmemek için ama olmadı. O yüzden sanırım uzun zamandır ilaç kullananlar kadar sakinim bu aralar. Düşünemiyorum. Hissedemiyorum. Hatta ağlayamıyorum. Belki de yorgunum. Umutsuz. Ama mutsuz değilim. Yaşadıklarımın ve tercihlerimin tek sorumlusu ben olduğumu bildiğimden belki daha sıkı sarıldım bu ara her şeye.  Ölümden başka çare bulunamayacak derdin olduğunu anladım. Özlemlerimi çığ gibi büyüttüm. Annem yerine adımı sarmaşık koydum. Dostumu, düşmanımı, sevdiklerimi, herkesi ama önce kendimi yeniden konumlandırdım hayatta. Bu bir uzun bir zamanımı aldı. anlattığım hikayede noktayı koydu. Ben onun virgül olmasını isterdim oysa.
...
Tüm bu zırvalıkları neden mi anlatıyorum. Bu kız nerelerde diyenler buradayım ama bambaşka biri olarak buradayım demek için.
Neler yaptığıma gelince dernek, proje, kitap işleri derken yuvarlanıp gidiyorum. Aramak isteyenler numaramı biliyorsunuz arayın ama kendi kendinize beni dert etmeyin. İyiyim ben:)
Bu arada bugün harika bir söz okudum. "Sanki ayaklarınla yeryüzünü öpüyormuşçasına yürü." diye. Doğru ben bu ara yürümek değil koşmak istiyorum haberiniz olsun:)

Tüm koşmak isteyenlere sevgiler...