7 Temmuz 2014 Pazartesi

Vaveyla'yı Bilmeyenler'e


Yakup Kadri dizelerinde "Mısır'ın değme ağıtçıları bile sanırım vaveylalarında benimle yarışa giremezlerdi" demiş ya hani benim durumum sıkça bu. Ama bunu isim kahramanım bilmiyordu tabi. Sırf sesim çok çıkıyor diye mi vermişti acaba bunu. Bak şimdi aklım karıştı ya neyse=)
...

Bir yıl önce bugünlerde bir arkadaş grubumuzla bir senelik Etkileşim Atölyesi sonucunda kurduğumuz dostluğa binaen ortak bir blog açmaya karar vermiştik. Hem yaratıcı,hem edebiyatçı bu grup içerisinde tabi ki ismimin bir anlamı olmalıydı. Her zaman isim koyma konusunda başarısızdım. -Kedimin bile isim annesi var siz düşünün artık=)- Grubumuzun en zıpır delikanlısına kaldı bu iş. Vaveyla olsun dedi... Sevdim ismimi. O sırada çok yakında kocaman ve hiç dinmeyen vaveylalar atacağımdan habersizdim. Onun bile haberi yoktu tabi...
Ha vaveyla ne demek henüz söylemedim demi?
Çığlık demek, feryat demek...


Bir ay sonra dağların bile duyacağı çığlıklar koparacaktım ben. 
Bilmeden hissetmeden sadece o gün bir isimle doğan çığlıklar kopmuş, feryat figan kalmıştım ya tam bir ay sonra... Ah yaşamak hevesi sen de o gün gitmiştin...
Annemi kaybetmiştim çünkü...
Ve belki de aynı zamanda bitmeyecek sandığım aşka olan inancımı...
Asla alışamadım annemin yokluğuna bir sene olmasına az günler kala sadece rüyalarımda konuştuğum annem için sessiz sessiz çığlıklar atmaya devam...

Peki ya aşk?
Kimsenin anlamadığı düşüncelerim, hislerim işte bu acının içinde saklı....
O kadar çığlık atıp tükettim ki ben bunu... Kinimi akttım, öfkemi yendim, arındım... Belki de bu sebeple ilk onu affettim hayatımda annemden sonra... Kötü her şeyden temizledim düşüncelerimi. Sadece iyi anılar kaldı benleğimde...(Bazen sayıp sövsem de kendisine.. Bu sadece yaşadıklarımın değerini anlamak için olduğunu anlatmama sanırım gerek yok) Yoluma devam ettim... Geri dönmeyi düşünmedim... Zaten dönülecek bir yol da olmadı benim için...
Suçlamaları kabul ettiğimde sadece bir kez yenildim. Ama haklılıklarını kendime ders yaptım, oturup ağladım, vaveylalarla dağıttım...
Ben yine çığlıklar içinde bunu anlatamaya çalışırken kimse anlamadı ya... Yine kaybettim ya... Boşver...
Ama bir gün kaybetmeyeceğim zamanlar gelecek mutlaka kazanacağım konusunda tabi ki şüphem yok.
Pişman mıyım affettiğime içimdeki tüm hisleri, bilmiyorum. Bildiğim tek şey var... Bunu anlamak için beni tanımak gerek, anlamak, yaşadıklarımı küçümsemeden iç sesimi duymak...

Kaybettiklerim çok yeni. Özlüyor muyum? evet. Kırgın mıyım? belki. Ama tek bir şey var; bir hafta sonra sadece iyi anılar kalacak bana... Çünkü böyleyim ben... 
Kızarım, söylenirim, yaptıklarını unutmamaya çalışırım ama Aret'in de dediği gibi insan yalnız kalınca hissediyor doğrularını...
Bir de bir yerde okumuştum insan öyle ayrıntıları kaydedip esası unutur bu nasıl başarıdır gibi bir şeydi sanırım... Gerçekten öyle bir ay önceye dair en fazla o ayrıntıları özlüyorum... 
Çığlıklar içinde dersler çıkardığım için yine de mutluyum...
Belki anlatamadım belki de o anlamak istediğini anladı bilmiyorum...
Böyle işte... Ben hayatımda kalmak isteyen herkesle yoluma devam etmeyi bir yıl önce öğrendim. Eski bir sevgili, eski bir dost, eski bir düşman kim benimle kalmak istiyorsa onlarlayım hissettiğim sadece bir çığlık sonrası kalan sevgi kırıntıları. Onlar da yetiyor bana...
Kırılsam da incinsem de sonundan en fazla benim canım yansa da çığlıktan sonra gelen sakinliğimle ben yola devam etmeyi biliyorum... Bu da benim tercihim...
Bunu anlamasını beklediğim insanlardan özür dilerim...

Bu arada amaç bir vaveyla yazısıydı kendi vaveylama dönüştü farkındayım. Bu ismi veren bıçkın bakışlı akademisyen arkadaşıma teşekkür ederim. Hayatımın en zor dönemlerinde yanımda olan o müthiş atölye grubu arkadaşlarımın da emeklerini asla unutmayacağım. Bu yazı sayesinde teşekkür ederim. İyi ki varlar ve hep var olsunlar=)

Son olarak her şeyin zamanının olduğuna inanan biri olarak herkese bu şiiri armağan etmeyi kendime bir borç bilirim;

Yemek de boş, içmek de,
Hatta yeri gelmeden sevişmek de.
Tam zamanında öpmelisin mesela güzel gözlünü,
Tam zamanında söylemelisin sevdiğini
Gözlerinin içine baka baka.
Bisikletinin gidonunu
Tam zamanında çevirmelisin
Düşmemek için.
Tam zamanında frene basmalı,
Tam zamanında yola koyulmalısın.
Tam zamanında okşamalısın başını
O üzüm gözlü çocuğun
Hıçkırıklar tam dizilmişken boğazına,
Tam ağlamak üzereyken.
Tam zamanında koymalısın elini omzuna
En sevdiğin dostunun babası öldüğünde.
Tam zamanında tutmalısın düşerken
Üç yaşındaki sehpaya tutunan çocuk.
Tam zamanında acımalı yüreğin
Afyon’da Hasan Ağabey’ in evi yıkılınca başına
Evsiz kalınca çoluk çocuk
Ki uzatasın elini bir parça.
Tam zamanında açmalısın kapını
Hayatına girmek isteyenlere.
Tam zamanında çıkarmalısın
Sevginden şımarmaya başlayanları.
Tam zamanında affetmelisin kardeşini
Biliyorsan yüreğinde kötülük olmadığını
Seni gecenin üçünde arayıp da
Kafasının iyi olduğunu söylediğinde.
Tam zamanında öğretmelisin oğluna
Gerekiyorsa yumruk atmayı
Tam burnunun üstüne
Tiksinmeden pisliğinden,
Yukarı mahallenin sümüklü bebesi
Misketlerini zorla almaya çalışırsa.
Tam zamanında bağırmalısın
Acıyınca bir yerin.
Tam zamanında gülmelisin
Kemal Sunal küfür edince filmin bir yerinde.
Tam zamanında yatmalısın
Yola çıkacaksan ertesi gün
Ve arabayı kullanan sensen
Sana emanetse çoluk çocuk
Ve kendin.
Tam zamanında bırakmalısın içmeyi
Son kadeh bozacaksa seni
Ve üzeceksen birilerini
Ertesi gün hatırlamayacaksan.
Tam zamanında ayrılmalısın misafirliklerden.
Tam zamanında konuşmalı
Tam zamanında şarkı söylemeli
Tam zamanında susmalısın.
Tam zamanında terk etmelisin gerekiyorsa
Annenin babanın evini,
Tam zamanında başka bir şehre gidip
Ayaklarının üzerinde durmaya çalışmalısın.
Tam zamanında dönmelisin memleketine.
Tam zamanında için titremeli,
Tam zamanında aşık olmalı
Deli gibi sevmelisin güzel gözlünü.
Tam zamanında toplamalısın oltanı
Belki de seni şampiyon yapacak
En büyük balığı kaçırmadan.
Tam zamanında yaşlandığını hissetmeli
Tam zamanında ölmelisin
Iskalamak istemiyorsan hayatı.
Haydi şimdi kalk bakalım
Silkin şöyle bir
At üzerinden hayatın yorgunluğunu,
Vakit zannettiğinden daha az 
Haydi kalk bakalım,
Şimdi YAŞAMAK ZAMANI…..
Can YÜCEL





6 Temmuz 2014 Pazar

Orda Bir Dost Var Uzakta....

Hayatımda en sevmediğim şehirdir Ankara... Benim için şehirlerin en soluksuzu... Ama orada bu soluksuzluğa soluk katan birisi var...
Kendisini bilen, harika gülen, esprili, sıcak ve samimi...
Karşı karşıya hiç gelmedim onunla. Ama dostluğumuz için bunun bir önemi olmadı. Acılarımıza, mutluluğumuza hep yetiştik. Göz yaşlarımızı bazen birlikte döktük hiç tanımadığımız sevdiklerimizin ardından. Paylaşılmayan anıları paylaştık... Annelerimizi sevdik mesela.. Eğri doğru yanlış birbirimizi anlamayı başardık örneğin.
Sanırım bu yüzden mesafeleri , hiç karşılaşmamayı dert etmedik... Daha fazlasını önemseyecek vaktimiz de pek olmadı....
Ama yine de ikimizde iyi biliyoruz ki dostluğumuz hep baki ve bir gün mutlaka oturup içilecek bir sürü kahvemiz, edilecek bir sürü sohbetimiz var...Acele etmeye gerek yok...
Gerek olan tek şey hissettiklerimizin değerini anlamak...
Ve galiba ben artık bunu daha iyi anlıyorum... Çünkü o bana insanların karşılık beklemeden, çıkarsız birbirinin yanında olabileceğini her unuttuğum anda hatırlatan en büyük güç..Belki o hayatımda ne kadar değerli bilmiyor.Bir gün yüzüne söyleyecek de olsam bunları okumasını umut etmeden edemiyorum...
Çünkü o uzaktan da olsa göz yaşlarımı siliyor, omzuna yatıp ağlıyorum bile=)O bunu bilmiyor...Bilmediği bir şey daha var onun, her derdimde yanımda olduğunu. Yıllardır sanki hep hayatımda olduğunu ah bir bilse...
Öyle zor anlar da yetişiyor ki yardımıma tam kaybetmişken umudumu,tam kaybetmişken yeni insanlara karşı inancımı bir sevgi doğuyor içime, koşuyor yanıma dünyanın en güzel kelimeleriyle bir dost.... O bunu bilmiyor...

Buluşmamak bir uğur değil bizim için, karşılaşırsak bu büyü bozulur diye de korkmuyoruz. İkimizde nefret ettiğimiz şehirlere gitmek istemiyoruz ya da başka şehirde buluşmak için zaman kolluyoruz kim bilir=) Sanırım sadece zaman biliyor cevabı...Bakalım ne zaman gerçekleşecek gerçek dostla gerçek buluşma.. Onu da yazacağım merak etmeyin!!!
En yakın dostum vesile oldu tanışmamıza ama hala karşılaşmamıza vesile olamadı biz ne yapalım?=)

Neden mi şimdi ondan bahsediyorum? Onun da cevabı tabi ki var bende=)
Sadece kendim için değil elbette...
Yalanın gerçeğe, dostluğun çıkara, bugün yüzüne gülenin arkandan çevirdiği işlere karşı yarına umutla bakmanızı sağlayan birileri mutlaka vardır onu fark edin diye. Mutlaka bir yerde sizinle göz yaşı döken birisi vardır onu kaybetmeyin diye.
Akıl vermek için değil de görmenizi sağlamak için diye belki de...
Hangi cevap hoşunuza gittiyse onu tercih etmeniz dileğiyle
İyi geceler herkese=)





Bir Yaz Günü Eğer Bir Kadın...

Bir yaz günü eğer bir kadın'ın canı yanarsa ne yapar diye sordum kendime. Önce cevapları sıraladım sonra onları tek tek uygulamaya başladım...
Son olarak yazmaya karar verdim sonuç işte bu aşağıdaki cümleler...

Bir sene önce açtığım bu bloga bir yıldır dokunmadım. Bu bir yıl o kadar karışık geçti ki sanırım varlığını hatırlamam için oturup dinlenmem gerekti.
Bu bir senede tüm hayatım nasıl da değişti?
Büyük kayıplar, acılar, yeni evler, düzenler, düzensizlikler, hayatıma yeni girenler, bir anda çıkanlar, yeni sürprizler, bitmeyeceğini kanıtlayan dostluklar, mutluluklar, hüzünler, yeni hayaller, büyük hayal kırıklıkları ve daha neler neler....
2013 tüm uğursuzluğuyla bitmişken yaşayacağımı bilmediğim yepyeni hatalarım olduğunu, özlemlerim, geri getirmek istediğim günlerim olduğunu keşke bilebilseydim.Ama bu pek mümkün değil öyle değil mi?
2014'te tanıdığım bir kaç insan dışında hayatımdan çıkarmak için can attığım insanlar olması ne garip. 2014 tüm dengesizliğiyle benim dengelenmeye çalıştığım bir yıl olarak sürmeye devam ediyor olsa da ben bir an önce onun da bitmesin istiyorum...Bunu yazmadan edemeyeceğim.
2013'te yaşadığım tüm kayıplardan ders çıkardığımı sanarak devam ederken hayatıma aslında hiç bir şey öğrenmediğimi anlamam için şu zamanları yaşamam gerektiğini elbette ki biliyorum. En azından yanlış dersler çıkarmışım  bunu farkettim..Ama sanırım bu zamanların çabuk geçmesini istemem anormal değil=)

Değişmek? Hayatımın en önemli kelimesiydi bu dönemde.
Değer yargılarım, insanlara yaklaşımım, hayata bakışım her şey değişmişti bu bir senede.
Eskiye göre daha az düşünüyordum yarın ne olacağını, eskiye göre daha az muhafazakardım. Ama daha çok güvenliydim, ne yaşarsam yaşayayım ölümlü dünya diyordum, daha çok beklentisizdim nasıl olsa ne çıkarsa bahtımaydı düşüncem.
Bir gün geldi tüm büyü bozuldu. Sadece mutlu olmak için yaptığım her şey bir bir karşıma çıktı.
Öğrendiğim değerlerin tersine yaşananları tolere etmem bile işe yaramadı.
İnsanlar sen ne kadar hatasını kabul ediyorsan o kadar tepene çıkıyormuş bunu öğrenmem bir haftamı almadı.
Kendisini iyilik meleği gören, yalnızlığıyla başbaşa, hiç kimsesi olmayan insanlar  hakkımda yorum yapmaktan kendilerini alamadılar. Ne garip herkes haklı, herkes güçlü....
Hiç bir zaman para pul benim için önemli olmadı, kariyerimde istediklerimi elde etmek dışında geri kalan herşey benim için çerez, elde etmek için de önümde uzun zaman olmasa da zaman var biliyorum...Oysa bana yaptıklarını gözüme sokan insanlar kendilerine minnet etmemi beklemelerine engel olamadılar. Sanırım en dokunanı da bu oldu bana...
Yanlış olduğunu bile bile yaptıklarımı, görmezden geldiklerimi, sırf mutlu olsunlar diye sesimi çıkarmadıklarımı anlayacak beyine sahip insanları karşımda bulamamak ne acı=)
Çok şey gördüm, heyt be dünyanın anasını satmışım diye gezinen insanların beni anlamasını beklediğim için kendime kızsam da neyse ki benim daha çok göreceğim şey var, ömrüm yetene kadar ahh daha neler deneyimleyeceğim demeyi bildiğim için yine de mutluyum...
En büyük avuntum hatalarımdan çıkardığım dersler. Değişmeyi denedim, istedim bazılarını başardım bazıları başarısızlıkla sonuçlandı, canım yandı ama olsun öğrendiklerimle daha az hata yapacağım.
Ha bu arada sevgi ne demek? Allah aşkına biri tanımlasın ben tanımlamayı pek beceremedim de=)
Eskilerden hayatında çıkaramadığın insanların vardır elbet bir sebebi unutma derdi annem. Sanırım ben bu huyumu hiç değiştirmedim. Nötr olduğum insanları hala sevdiğimi sanan insanlar ne  büyük aptallık, öyle olsa ne işiniz var hayatımda diyemediğim için üzgünüm, o ara aklım başımda değildi. Değerinizden fazla değer veriyordum size....
Süleyman abimiz vardı benim pek tanımadığım ama anlatılan, insanların birbirine verdiği değer toplamı %100 dür sen % 80 verirsen %20 kalır ona buna göre yaşa dermiş herkese. Kesinlikle haklıymış da bunu anlayacak buna değecek insanların yüzdesini hesaplayamamış. Olsun ben kendimce hesapladım artık. Gerisi sadece hak ettiğini yaşayacak.
Bir de Tolga'nın dedikleri var. Kendisi başarılı bir psikolog olur=) İnsanların seni sevmemek, seni suçlamak için her zaman bir sebebi var önemli olan senin kendi hatalarının ne olduğunu farkına varman=))
Ha canım arkadaşım Merve var ki o benim en büyük dayanağım. O da der ki; kendini suçlamaktan vazgeç!! Hatalarımız tabi ki var ama bu olaylarda hata oranın az=)

Neyse yazım amacımdan şaşmasın. Sahi amacım neydi? Amacım bundan sonra tanıştığım insanlara kendimi anlattıktan sonra onları kandırdığıma dair söylemlerle bana gelmemeleri. Artık yazılı bir belge niteliğinde bu manifesto var. Lütfen okuyun ve beni anlayın demenin başka yolunu bulamadım kusura bakmayın=))

Son olarak tanıdığım ve yeni tanışacağım insanlara küçük bir uyarı; hakkımda konuşulanları az çok tahmin ediyorum ya da karşıma geliyor ama siz konuşamadan  ben cevaplayayım evet ilgiyi seviyorum, evet acılarımı paylaşmayı da bununla ilgilenmek zorunda değilsiniz hem ilgilenir gözüküp hem konuşmayın... Ayrıca iyiyimdir de biri beni kullanıyorsa anında herkesin hakkından gelebilirim, dünyayı gözüm görmez, herşeyi toparlar gerekirse başka şehre bile yerleşirim. Ama bilin yaptıklarım yalnız kalmama sebep değil. benim muhteşem arkadaşlarım var. İstersem dünyanın en uzak köşesinde olayım bir telefon kadar yakınlar....
Bir ikinci uyarım maske taktığıma inananlara... Ben böyleyim belki size göre farklıyım belki anlamakta zorlanıyorsunuz ama ben olduğum insan olmaktan mutluyum.
Değişimlerimin bazılarını geri sarıyorum ha bunu da ekleyeyim. Ben bile bu Gizem'e pek alışamadım çünkü =))