İnternette sıkça dolaşan kadınlar hakkında yazılar var ya kafam bu gece onlara takıldı. Gerçekten bu cümleler anlatır mıydı kadını ya da ben nasıl tanımlardım bu kadınları kendime göre ?
…
" Güçlü kadınlar vardır, her işlerini kendileri halletmeye çalışan.. Anne babaları tarafından böyle yetiştirilen. Onlar kendi paralarını kendileri kazanmak isterler.
Evdeki tüm tamirat, tadilat işlerinden anlarlar. Bir erkeğe mecbur kalmadan da hayatlarını devam ettirebilirler. Faturalarını kendileri yatırırlar. Hemen hemen tüm işlerini kendileri yaparlar. Hatta etraflarının yükünü de üstlenirler. Özgürlüğü severler, dik durmayı da, güçlüdürler çünkü...
Âşık olduklarında hissederek yaşarlar. Aşklarına kurallar koymadıkları gibi büyük beklentilere de girmezler. Sevdiklerine problem çıkarmazlar. Bütün gün çalışıp durduktan sonra, akşamları yorgun da olsalar sevgilileri buluşalım dediğinde, hemencecik hazırlanıp sevgililerinin onları evden almalarına gerek kalmadan, o her neredeyse onun olduğu yere giderler.
Çoğu zaman sevgililerinin ya da kocalarının haberi bile olmaz yaşadıkları sıkıntıdan, yansıtmazlar çünkü. Para var mı, işyerinde sıkıntı mı oldu, birine canı mı sıkıldı, hiç bunlarla yormazlar birlikte oldukları erkeği. Çünkü istemezler kimse onlara acısın. Sonra da bir bakarlar ki, bu kadar dik durmanın ve sorun çıkarmamanın karşılığında gerçekten de kimse onlara acımaz.
Bu durum zamanla gelenekselleşir ve acınmama ile sorun çıkarmama hali yaşam tarzına dönüşür. Ezkaza dayanamayıp sorunlarını paylaşmaya kalksalar, bu sefer de sorunlu kadın, kaprisli kadın, tahammül edilmez kadın damgasını yerler. Bu yüzden de terk edildiklerinde bile hiç seslerini çıkarmaz bu güçlü kadınlar! Terk eden erkek de bilir onun ne kadar güçlü olduğunu ve onsuz da yaşayabileceğini, içinde yaşadığı fırtınalardan bihaber.
Sonra bir dosttan, eşten, ya da tanıdıktan duyarlar ki onu terk eden erkek gitmiş, muhtaç yaşamak zorunda olan biriyle beraber olmaya başlamış.
Erkekler çok severler böyle kadınları. Birinin ona muhtaç olduğunu görmek birçok duygusunu okşar erkeğin. Onlara kendini erkek gibi hissettirir! Bu zayıf kadınlar erkeklere bağımlıdır.
Mesela fatura filan yatıramazlar, anlamazlar çünkü. Nereden yatırılır onu da bilmezler. Ev ya da yemek alışverişi de yapmazlar, çünkü taşıyamazlar onca torbayı. Hep yorgun olurlar, bütün gün spor salonları, kuaför, o mağaza, bu mağaza gezerler.
Akşama yemek yapmaya fırsat bulamazlar.
Akşam eşleri eve geldiğinde, bugün nereye yemeğe gidelim, diye sorarlar. En kötü ihtimal dışarıdan yemek söylerler. Zayıf kadınlar doğurdukları çocuğa bakacak gücü de kendilerinde bulamazlar, pamuklar içinde yaşamaya alışmışlardır bir kere. Kendilerini hep altın tepsi içinde sunarlar.
Huysuzluk da ederler, ama bu erkeğin hoşuna gider, çünkü kadın ona muhtaçtır, söylenmeyen güçlü kadının aksine, hiçbir şeyi beğenmedikleri gibi devamlı da mutsuzdurlar. Pek teşekkür etmezler, kıskançlık krizlerini de severler Kocasının ve sevgilisinin hayatlarını karartırlar. Erkekler bu kadınları asla terk edemezler.
Çünkü o güçsüz, kırılgan bir kadındır. Ayrılırsa kurda kuzuya yem olur. Koruyup kollanmalıdır her an o!.
Zayıf kadınlar hiç çökmez, buruşmaz ve yıpranmazlar.
Ancak işin ilginç yanı her zaman daha değerli olanlar da onlardır.
Ve geride kalan güçlü kadınlar tüm bunların nasıl gerçekleşebildiğine sadece bakakalırlar.
….
"Bir diğeri tamamen sevdaya dair.
Deli kadınlar dümdüz kadınlardır.
Hileye hurdaya ihtiyaç duymazlar. Sizden bir şey istediğinde hiçbir ayak oyununa ya da hesaplamaya gerek duymadan ister…
Bir şeyi reddettiğinde de bunu yine aynı düzlükte reddeder. Öldür Allah ikna edemezsiniz..! Çünkü sizin dünyanızın gücü onu ikna etmeye yetmez..! Dedik ya; zaman mutlaka deli kadını haklı çıkaracaktır.
Para, pul,kariyer, kimlik, ulus, sınır… Ev, mal, mülk vs. ile asla işi olmaz… Bu açıdan ulussuzdurlar onları dünyanın neresinde görürseniz görün şıp diye tanırsınız.
Çünkü ne kahkahaları tutsak, ne gözyaşları sınırlı, ne arzuları mahpus, ne öfkeleri prangalıdır. Bu duygu durumlarından herhangi birini herhangi bir mekânda, kişi sayısı fark etmeksizin tak diye önünüze koyarlar…
Sevecekse orta yerde sevecektir her şeyin içinde herkesin içinde sizi, dövüşecekse de yine orta yerde…"
…
Peki hem güçlü hem deli kadınlar ne yapar? Sanırım en sakıncalı kadın bu…
Nasıllar bilmiyorum aslında tam olarak. Ama istenmediklerini bilebilirim. Bir de deli gibi sevdiklerini. Gurur yapmadan yaşadıklarını, hep haksız çıktıklarını mesela. Başka neyi bilebilirim hiçbir zaman bugün canım sıkkın, berbat gün demeyeceklerini. Özlediklerinde gülümseyerek anlatmaya çalıştıklarını, saygıyı isteyecek kadar güçlü durduklarını, hayatta yalnız kalacakları için değil , daha iyi nefes alacaklarını düşündükleri için vazgeçmediklerini.
Vazgeçerlerse eğer daha acı çekeceklerini düşündükleri için değildir elbet. Sadece artık hiçbir yol kalmadığını görürler. Sevmekten değil, birlikte yaşanacak günlerden geçerler. Giderken bile söyleyecekleri vardır elbet susmazlar deliler ne de olsa. Güçlü kadınların en önemli özelliğini de tabi ki almışlardır onlar. Sorunlu kadın, kaprisli kadın, tahammül edilmez kadınlardır artık.
Bir de zamanı geldiğinde her şeyden vazgeçip giderler. Sevdadan, aşktan, yaşadıkları şehirden, sevdiklerinden,dostlarından vazgeçerler. Aşklarını yanına alırlar, unutmazlar. Bambaşka şehirde bambaşka hayat kurarlar ve hem güçlü hem de deli kadın olarak yeniden başlarlar hayatlarına. Değişmezler bu kadınlar çünkü.
…
İşte sanırım ben bazen tökezlesem de böyle kadınım. Tüm güçlü kadınların yaşadıklarını yaşayıp, deli kadınlar gibi sevip, hem güçlü hem deli bir kadın olarak son aşamaya doğru yol aldığımı biliyorum.
http://www.youtube.com/watch?v=3rYFJJv_kj0