Yakup Kadri dizelerinde "Mısır'ın değme ağıtçıları bile sanırım
vaveylalarında benimle yarışa giremezlerdi" demiş ya hani benim durumum
sıkça bu. Ama bunu isim kahramanım bilmiyordu tabi. Sırf sesim çok çıkıyor diye
mi vermişti acaba bunu. Bak şimdi aklım karıştı ya neyse=)
...
Bir yıl önce bugünlerde bir arkadaş grubumuzla bir senelik
Etkileşim Atölyesi sonucunda kurduğumuz dostluğa binaen ortak bir blog açmaya
karar vermiştik. Hem yaratıcı,hem edebiyatçı bu grup içerisinde tabi ki ismimin
bir anlamı olmalıydı. Her zaman isim koyma konusunda başarısızdım. -Kedimin
bile isim annesi var siz düşünün artık=)- Grubumuzun en zıpır delikanlısına
kaldı bu iş. Vaveyla olsun dedi... Sevdim ismimi. O sırada çok yakında kocaman
ve hiç dinmeyen vaveylalar atacağımdan habersizdim. Onun bile haberi yoktu
tabi...
Ha vaveyla ne demek henüz söylemedim demi?
Çığlık demek, feryat demek...
Bir ay sonra dağların bile duyacağı çığlıklar koparacaktım
ben.
Bilmeden hissetmeden sadece o gün bir isimle doğan
çığlıklar kopmuş, feryat figan kalmıştım ya tam bir ay sonra... Ah yaşamak
hevesi sen de o gün gitmiştin...
Annemi kaybetmiştim çünkü...
Ve belki de aynı zamanda bitmeyecek sandığım aşka olan
inancımı...
Asla alışamadım annemin yokluğuna bir sene olmasına az
günler kala sadece rüyalarımda konuştuğum annem için sessiz sessiz çığlıklar
atmaya devam...
Peki ya aşk?
Kimsenin anlamadığı düşüncelerim, hislerim işte bu acının
içinde saklı....
O kadar çığlık atıp tükettim ki ben bunu... Kinimi akttım,
öfkemi yendim, arındım... Belki de bu sebeple ilk onu affettim hayatımda
annemden sonra... Kötü her şeyden temizledim düşüncelerimi. Sadece iyi anılar
kaldı benleğimde...(Bazen sayıp sövsem de kendisine.. Bu sadece yaşadıklarımın
değerini anlamak için olduğunu anlatmama sanırım gerek yok) Yoluma devam ettim...
Geri dönmeyi düşünmedim... Zaten dönülecek bir yol da olmadı benim için...
Suçlamaları kabul ettiğimde sadece bir kez yenildim. Ama
haklılıklarını kendime ders yaptım, oturup ağladım, vaveylalarla dağıttım...
Ben yine çığlıklar içinde bunu anlatamaya çalışırken kimse
anlamadı ya... Yine kaybettim ya... Boşver...
Ama bir gün kaybetmeyeceğim zamanlar gelecek mutlaka
kazanacağım konusunda tabi ki şüphem yok.
Pişman mıyım affettiğime içimdeki tüm hisleri, bilmiyorum.
Bildiğim tek şey var... Bunu anlamak için beni tanımak gerek, anlamak,
yaşadıklarımı küçümsemeden iç sesimi duymak...
Kaybettiklerim çok yeni. Özlüyor muyum? evet. Kırgın mıyım?
belki. Ama tek bir şey var; bir hafta sonra sadece iyi anılar kalacak bana...
Çünkü böyleyim ben...
Kızarım, söylenirim, yaptıklarını unutmamaya çalışırım ama
Aret'in de dediği gibi insan yalnız kalınca hissediyor doğrularını...
Bir de bir yerde okumuştum insan öyle ayrıntıları kaydedip
esası unutur bu nasıl başarıdır gibi bir şeydi sanırım... Gerçekten öyle bir ay
önceye dair en fazla o ayrıntıları özlüyorum...
Çığlıklar içinde dersler çıkardığım için yine de mutluyum...
Belki anlatamadım belki de o anlamak istediğini anladı
bilmiyorum...
Böyle işte... Ben hayatımda kalmak isteyen herkesle yoluma
devam etmeyi bir yıl önce öğrendim. Eski bir sevgili, eski bir dost, eski bir
düşman kim benimle kalmak istiyorsa onlarlayım hissettiğim sadece bir çığlık
sonrası kalan sevgi kırıntıları. Onlar da yetiyor bana...
Kırılsam da incinsem de sonundan en fazla benim canım yansa
da çığlıktan sonra gelen sakinliğimle ben yola devam etmeyi biliyorum... Bu da
benim tercihim...
Bunu anlamasını beklediğim insanlardan özür dilerim...
Bu arada amaç bir vaveyla yazısıydı kendi vaveylama dönüştü
farkındayım. Bu ismi veren bıçkın bakışlı akademisyen arkadaşıma teşekkür
ederim. Hayatımın en zor dönemlerinde yanımda olan o müthiş atölye grubu
arkadaşlarımın da emeklerini asla unutmayacağım. Bu yazı sayesinde teşekkür
ederim. İyi ki varlar ve hep var olsunlar=)
Son olarak her şeyin zamanının olduğuna inanan biri olarak
herkese bu şiiri armağan etmeyi kendime bir borç bilirim;
Yemek de boş, içmek de,
Hatta yeri gelmeden sevişmek de.
Tam zamanında öpmelisin mesela güzel gözlünü,
Tam zamanında söylemelisin sevdiğini
Gözlerinin içine baka baka.
Bisikletinin gidonunu
Tam zamanında çevirmelisin
Düşmemek için.
Tam zamanında frene basmalı,
Tam zamanında yola koyulmalısın.
Tam zamanında okşamalısın başını
O üzüm gözlü çocuğun
Hıçkırıklar tam dizilmişken boğazına,
Tam ağlamak üzereyken.
Tam zamanında koymalısın elini omzuna
En sevdiğin dostunun babası öldüğünde.
Tam zamanında tutmalısın düşerken
Üç yaşındaki sehpaya tutunan çocuk.
Tam zamanında acımalı yüreğin
Afyon’da Hasan Ağabey’ in evi yıkılınca başına
Evsiz kalınca çoluk çocuk
Ki uzatasın elini bir parça.
Tam zamanında açmalısın kapını
Hayatına girmek isteyenlere.
Tam zamanında çıkarmalısın
Sevginden şımarmaya başlayanları.
Tam zamanında affetmelisin kardeşini
Biliyorsan yüreğinde kötülük olmadığını
Seni gecenin üçünde arayıp da
Kafasının iyi olduğunu söylediğinde.
Tam zamanında öğretmelisin oğluna
Gerekiyorsa yumruk atmayı
Tam burnunun üstüne
Tiksinmeden pisliğinden,
Yukarı mahallenin sümüklü bebesi
Misketlerini zorla almaya çalışırsa.
Tam zamanında bağırmalısın
Acıyınca bir yerin.
Tam zamanında gülmelisin
Kemal Sunal küfür edince filmin bir yerinde.
Tam zamanında yatmalısın
Yola çıkacaksan ertesi gün
Ve arabayı kullanan sensen
Sana emanetse çoluk çocuk
Ve kendin.
Tam zamanında bırakmalısın içmeyi
Son kadeh bozacaksa seni
Ve üzeceksen birilerini
Ertesi gün hatırlamayacaksan.
Tam zamanında ayrılmalısın misafirliklerden.
Tam zamanında konuşmalı
Tam zamanında şarkı söylemeli
Tam zamanında susmalısın.
Tam zamanında terk etmelisin gerekiyorsa
Annenin babanın evini,
Tam zamanında başka bir şehre gidip
Ayaklarının üzerinde durmaya çalışmalısın.
Tam zamanında dönmelisin memleketine.
Tam zamanında için titremeli,
Tam zamanında aşık olmalı
Deli gibi sevmelisin güzel gözlünü.
Tam zamanında toplamalısın oltanı
Belki de seni şampiyon yapacak
En büyük balığı kaçırmadan.
Tam zamanında yaşlandığını hissetmeli
Tam zamanında ölmelisin
Iskalamak istemiyorsan hayatı.
Haydi şimdi kalk bakalım
Silkin şöyle bir
At üzerinden hayatın yorgunluğunu,
Vakit zannettiğinden daha az
Haydi kalk bakalım,
Şimdi YAŞAMAK ZAMANI…..
Can YÜCEL