29 Ağustos 2014 Cuma

Doğmaya Bir Kala

Annem hep çok sancılı bir doğumum olduğunu söylerdi. Bebekliğimde çok sancılı geçmiş benim. Ya şimdi! Sanırım kendi açımdan en sancılı dönemi  bu yaşımda geçirdim. Doğum günüme bir gün kala sancılarımı, acılarımı düşündüm de…  Ahh!  Sıcağında duymazsın acıyı sonra başlar inceden sızı, ardından ağrılar, acılar, kanamalar. Benim içinde öyle bir sene oldu. Yeni yaralar eklemedim belki çok fazla ama eskileriyle baş etmek zaten oldukça zordu.

Annem hep olgunlaşmak sancılı olur derdi belki de yaşadıklarım değildir sızlatan içimi, olgunlaşmaktır. Gerçekten durulduğum için mi bilmiyorum ama sanki 30’ları gördüm ömrümde.  Unumu eledim eleğimi astım. Tabi ki görecekler, öğrenecekler bitmedi. Son nefese kadar öğrenirsin yeni şeyler o ayrı. Neyse.

Bu sene tüm başa çıktıklarım dışında nasıl mı geçti? Dostlarımı tanıdım, hayatımda istemediklerimden arındım, yeni dostlar kattım, sahte insanları çıkardım. Yitirdiklerim için ağlarken gülmeyi öğrendim. Şükretmeyi bir de.  Muhteşem arkadaşlıklarımın tadına vardım, annemin acısını azaltmaya çalışan güzel annelerin kucağında ağladım, sevdim, sevildim, aldandım, aldattım, değiştim, tükettim, ürettim ve küçücük bir yıla sığdırabildim kocaman şeyleri. En önemlisi yeni tohumlar ektim hayatıma, geleceğe dair.

Neler mi ektim geleceğe ya da şöyle sorayım soruyu kendime, geri kalan ömrümden ne bekliyorum?
Bu soruya uzun uzun cevaplar yazmak isterim ben. Karalayıp karalayıp tekrar yazmak hem de…

Hadi ömrüm biraz daha hızlı geç öncelikle. Sakinle, coşma, huzuru bul ama böyle bir yıl daha yaşama. Kazandıkların yanından ayrılmasın, eskiyen her şey geride kalsın. Sen çok düşünme, üzülme, ağlama mesela. Yeteri kadar yaşa her şeyi. Yeteri kadar sev, özle, sevil. Gitmen gerektiğinde gitmeyi bil,  acıyı çekmen gerektiği kadar çek. Değişmeye çalışma bırak zamana kendini. Zaten kötülük çok barınmaz içinde. Hadi ömrüm bana güzellikler sun, mutlu günleri getir. Sevdiklerimin acısını gösterme. Yeni şarkılar söyle kulağıma, hasretle başa çıkma yolunu öğret. Affetmeyi öğrettiğin kadar vazgeçmeyi de öğret. Hadi ömrüm biraz da sen çabala. Ben çok yoruldum…

http://www.youtube.com/watch?v=vLr3tG7xI6Y

9 Ağustos 2014 Cumartesi

Geçen Bir Yılın Ardından

Sadece ben seni çok özlüyorum  demek de yeter ama bazen geçen bir yılın ardından  yazmak gerek.
….
Evet. Bir yıl geçti sensiz.
Öyle bir yıl ki, acı dolu.
Savaşlar şiddetiyle sürüyor, insanlar birbirinden daha çok nefret ediyor, dünya yaşanacak bir yer olmaktan çıkıyor. İnsanlar iyiliklere nankörlükle cevap veriyor.
Bana gelince hep bir eksiğim, mutluluklarım yarım, mutsuzluklarım iki kat ağır. Yine de en iyisini yaşamak için çabalıyorum. Gülüyorum, ağlıyorum, seviyorum, affediyorum, özlüyorum. Nefret edemiyorum, istediklerimden vazgeçemiyorum, hayallerimin peşini bırakamıyorum.
Biz ise, daha çok sarılıyoruz birbirimize destek oluyoruz.Daha az kavga ediyoruz.  Yine de hayatlarımıza karışmıyoruz,  küsmüyoruz. Çünkü biliyoruz ki kendi kendimize çözümler üretmiş de olsak, sen yokken daha çok yaralanıyoruz.
Sen olsaydın ne olurdu diye düşünmeden edemiyorum çoğu zaman,  telefonun ucunda ya da yanımda. Çok şey geliyor aklıma… Belki kavga ederdik belki sen hatalarım yüzünden kızardın, geriye dönüp hayatıma tekrar aldıklarım için öfkelenirdin, anlayamazdın.  Ama sonra ah derdin benim iyi kızım, ben sadece gözyaşını silerim, elini tutarım, hayat senin. Bu sözlerle ben tam olurdum, iyileşirdi yaralarım. Anne kız olmadığımızı bir kez daha fark ederdim o zaman. Bu da yeterdi ya işte!
Bu akşam yokluğunda neler öğrendiğimi düşündüm.  Ben her sabah seninle uyanıyormuşum,  ilk sana iyi geceler diyormuşum. Sana anlatıyormuşum önce tüm yangınlarımı, önce sana kızıyormuşum, korkularımı seninle paylaşıyormuşum, değişemiyorum diye sana ağlıyormuşum mesela.  Bunu öğrendim.  Sandığım kadar adaletli değilmiş bu dünya bunu öğrendim. 
İyi şeyler de öğrendim tabi. Dostlarımın var olduğunu, hayatta yaşamak için harika sebeplerim olduğunu öğrendim. Omzunda ağlayabildiğin yanındayken kahkahalar atabildiğin bir kişinin bile hayatını değiştirebileceğini öğrendim. Affetmenin (tabi önce kendini) yaralarını iyileştirdiğini de tabi.

...