5 Mayıs 2015 Salı

Hıdırellez'de Dilek Tutmayan'lara

"Sadece çalışmak istediğim günlerde bazen en güzeli uyuyacak bile vakit bulamamak gibi gelir. Derken elime Tezer Özlü'nün alıntı kitabı geçer.  Ve ben bir şeyler karalamaya başlarım." diye başlayacaktım yazıya. Yarının Hıdırellez olduğunu unutarak hem de.

"Oysa ben Özlü'nün de dediği Yaşamın Ucuna Yolculuk  betinlemesinin gök kuşağı renkleri yerine yerine "Bir yüksekliğin, bir başıma olduğum bir yüksekliğin en ucundayım. İnemiyorum. Yaşayamıyorum. Ölemiyorum." sözünün grisini yaşıyorum" diye devam edecektim yazıya. Ama çok umutsuz olur diye düşünüp silecektim sonra.
"O kadar umutsuz muyum?  Tabi ki hayır! Sadece yorgunum, anlatmaktan, sormaktan, dilemekten, umut etmekten, umutsuzlukla baş etmekten yorgunum." yazacaktım onun yerine. Yarının Hıdırellez olduğunu unutarak hem de.

....

Neyse ki bu kadar melankolik olmamaya karar verdim birkaç dakika içerisinde. Yarının Hıdırellez olduğunu unutarak hem de. Gerçekten değilim aslında sadece yazı beni melankolikleştiriyor ya da gerçekler. Ya da yazdığım bütün güzel, heyecanlı, umutlu sözlerin bir günde silinecek kadar buğulu yazılması. Bilmiyorum...

İçimden attığım şen kahkahalarım ürkek bir ceren bu ara. Aldığım nefes merakta. Gözlerim dua yansımaları. Tüm bunlar neden mi?

Çünkü bekliyorum, çünkü bir ses istiyorum, tüm sorunlar bitsin, yüzüm gülsün, dünya gülsün, huzur bizi bulsun diye dilekler tutuyorum. Belki bu Hıdırellez'de ev, araba, aşk, para değil huzur ekmek istiyorum tüm gül dallarının altına. Bir de anlaşılmak istiyorum. Kalbim daha az kırılsın. Yüreğim cümlelerin ağırlığına bugünkünden daha çok dayansın.

Resmi çizilmez, kelimelerle anlatılmaz, göz yaşlarıyla dile gelmez, gülüşler ardında yatan hiç bir sızıyı kapatmaz dileklerim var benim. Bu yüzden bu yıl ağaç altına dilekler dikmeyeceğim. Kağıtlar yakıp denize savurmayacağım. Gül dallarını rahat bırakacağım.  Çaputlar bu yıl benim dileklerimden kurtulacak.
Peki tüm bunlar neden mi?

Çünkü ters gidiyor hayat. Belki bitmemiş sınavlarım var. Belki de bu sınavlar kalbimin ne kadar kırılacağını, ne kadar dayanacağını ölçüyor. Bir gün ayağa kalkmak için direnirken tökezleyip düşüyor kalbim. Tüm savunmasızlığıyla çığlık atıyor, debeleniyor. Yine de güzellikler diliyor O'na, hayata, yaşanmışlıklara. 

Her gecenin bir sabahı olduğunu biliyorum. Güzel tüm dileklerimde samimi olduğumu da. Özlediğimi biliyorum, aramak istediğimi de. Ama sanırım dileklerime döndü hayatım. Gerçek olmaya gücü yok. Bulmaya da. Aramaya da. Korkuyor da açıkçası.

Neyse siz beni boşverin. Biliyorum çoğunuzun buna benzer nedenlerle dilek dilemeyeceğini, umudunu bağlamayacağını. Aman yeter yıllardır dediğini. Yine bencillik yapıp kendimi anlatmış da olsam; 

"Yaşanacak bir yaşam vardır. Binilecek bisikletler vardır. Yürünecek yaya kaldırımları ve tadına varılacak güneş batışları vardır." diyerek kapatıyorum  bu yazımı. Tezer Özlü'yle başlayıp onun ruhumda bıraktığı izlerle veda ediyorum size. 

Ve tüm dilek tutmayanlara son olarak şunu söylüyorum; "Su akıyor ve bir gün yolunu buluyor. Yine dilekler tutuluyor. Hayal kırıklıkları yaşanıyor.  Bana bakmayın, yeter ki siz umudunuzu kaybetmeyin!!"




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder