9 Ağustos 2014 Cumartesi

Geçen Bir Yılın Ardından

Sadece ben seni çok özlüyorum  demek de yeter ama bazen geçen bir yılın ardından  yazmak gerek.
….
Evet. Bir yıl geçti sensiz.
Öyle bir yıl ki, acı dolu.
Savaşlar şiddetiyle sürüyor, insanlar birbirinden daha çok nefret ediyor, dünya yaşanacak bir yer olmaktan çıkıyor. İnsanlar iyiliklere nankörlükle cevap veriyor.
Bana gelince hep bir eksiğim, mutluluklarım yarım, mutsuzluklarım iki kat ağır. Yine de en iyisini yaşamak için çabalıyorum. Gülüyorum, ağlıyorum, seviyorum, affediyorum, özlüyorum. Nefret edemiyorum, istediklerimden vazgeçemiyorum, hayallerimin peşini bırakamıyorum.
Biz ise, daha çok sarılıyoruz birbirimize destek oluyoruz.Daha az kavga ediyoruz.  Yine de hayatlarımıza karışmıyoruz,  küsmüyoruz. Çünkü biliyoruz ki kendi kendimize çözümler üretmiş de olsak, sen yokken daha çok yaralanıyoruz.
Sen olsaydın ne olurdu diye düşünmeden edemiyorum çoğu zaman,  telefonun ucunda ya da yanımda. Çok şey geliyor aklıma… Belki kavga ederdik belki sen hatalarım yüzünden kızardın, geriye dönüp hayatıma tekrar aldıklarım için öfkelenirdin, anlayamazdın.  Ama sonra ah derdin benim iyi kızım, ben sadece gözyaşını silerim, elini tutarım, hayat senin. Bu sözlerle ben tam olurdum, iyileşirdi yaralarım. Anne kız olmadığımızı bir kez daha fark ederdim o zaman. Bu da yeterdi ya işte!
Bu akşam yokluğunda neler öğrendiğimi düşündüm.  Ben her sabah seninle uyanıyormuşum,  ilk sana iyi geceler diyormuşum. Sana anlatıyormuşum önce tüm yangınlarımı, önce sana kızıyormuşum, korkularımı seninle paylaşıyormuşum, değişemiyorum diye sana ağlıyormuşum mesela.  Bunu öğrendim.  Sandığım kadar adaletli değilmiş bu dünya bunu öğrendim. 
İyi şeyler de öğrendim tabi. Dostlarımın var olduğunu, hayatta yaşamak için harika sebeplerim olduğunu öğrendim. Omzunda ağlayabildiğin yanındayken kahkahalar atabildiğin bir kişinin bile hayatını değiştirebileceğini öğrendim. Affetmenin (tabi önce kendini) yaralarını iyileştirdiğini de tabi.

...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder